Bertarap Sayko – Bipiyem EP

17 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Albüm

Bertarap Sayko’nun 2008 ve 2009 Yılında yayınladığı parçalardan oluşan Bipiyem EP’yi sizlere sunuyoruz

Download http://www.4shared.com/file/133320371/baad90eb/Bertarap-Sayko-Bipiyem-EP-Rap-LifeOrg.html

Post to Twitter Twitter'da Paylas Post to Delicious Delicious Post to Digg Digg This Post Post to Facebook Facebook Post to MySpace MySpace

Kolera Ajans 5 Röportajı

17 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Röportaj

1998′de rap dünyasına adım atan Esen Özyavuz, nam-ı diğer Kolera, kısa sürede Türkiye’de rapin kraliçesi olarak anılmaya başladı.

2006 senesinde Sagopa Kajmer ile evlenen Kolera’nın biri Sagopa ile düet olmak üzere 3 adet albümü bulunuyor. Albüm dışı da birçok şarkısı bulunan Kolera şu anda Sagopa Kajmer’le birlikte bir düet albüm çalışması içerisinde.

Geçtiğimiz haftayı tatilde geçiren Kolera ile yeni albümleri öncesinde bir röportaj yapalım istedik, sağolsun bizi kırmadı.

İşte editörümüz Yusuf Cemal Öz’ün Kolera ile yaptığı röportaj:

(Resimler için tıklayınız)
(Kolera’nın son video klibi için tıklayınız)

Şu günlerde Sagopayla birlikte yeni bir düet albüm çalışması içerisindesiniz. Epey yoğun olmalısınız. Nasıl gidiyor albüm çalışmaları?

Kolera:
Gayet güzel gidiyor çok şükür. Solo albümlerimizin tadı ayrı düet albümlerimizin tadı ayrı oluyor bunu sevenlerimiz kadar biz de hissediyoruz. Birkaç şarkımız hazır, çok güzel altyapılar var. Ramazan’da kayıt yapamayacağız ama var gücümüzle çalışıp çok bekletmemeye gayret edeceğiz.

Bu düet albümden sonra yine solo albüm gelecek mi?

Kolera: İnşallah. Zaten bizde prodüktör tek olduğu için her şey sırayla yürüyor,. Önce sololarımız çıktı, şimdi tekrar düet albüm çalışmalarına girdik. Onu takiben önce Sagopa ardından ben solo albümlerimizi arz etmeye devam edeceğiz. Sagopa aynı zamanda yeni solo albümünün altyapılarını da hazırlıyor. Çok güzel gidiyor aslında 2 çalışma birden yürütüyor diyebiliriz. O yüzden benim de sıram çabuk gelecek gibi: )

139.jpg picture by kharsas
İnziva albümünüzde manevi yön ağır basıyordu. Yeni albümünüzde maneviyatın payı ne ölçüde olacak?

Kolera: Henüz solo albüm çalışmalarına başlamadım, önce düet albüme kanalize oldum.  Elbet maneviyat her zaman sözlerimizde olacak,nihayetinde yine kalbimde ne varsa kalemime yansıyacaktır.

Çoğu sanatçının iki albümü arasında uzun süreler olurken siz neredeyse yılda bir albüm çıkarıyorsunuz. Üstüne üslük iki albüm arasını EP ve hediye şarkılarınızla dolduruyorsunuz. Nedir bu işin sırrı?

Kolera: Bunun sırrı tembel olmamakta saklı, hepsi bu. Biz karıncalar- arılar gibi çalışıyoruz. Avantajlarımız da var mesela diğer sanatçılar gibi başkalarının bize müzik yapmasını beklemiyoruz, bizi anlatan müzikleri yapamıyorlar gibi streslerimiz de yok, başkalarının kendi duygularıyla yazdığı sözleri kendi duygularımızmış gibi de okumuyoruz, sözlerimizi de kendimiz yazıyoruz. Kendi müzik şirketimiz de var, bu yıl 4 yaşına girdi. Diğerleri mağaza ise biz ürünü sıfırdan meydana getiren fabrika gibiyiz. Herşeyimizi kendimiz yapıyoruz, buna bağlı olarak herkesden çok çalışıyoruz. Kısacası onlar bu kadar zor albüm çıkarıyorsa tembellikten.

Peki bu kadar sık şarkı çıkarmanız dinleyicilerinizin beklentilerini yükseltmiyor mu? Sizden daha sık şarkı bekleyen dinleyicilerinizin beklentilerini karşılayamamaktan korkmuyor musunuz?

Kolera: Korkmuyorum çünkü sevenlerimiz yüzsüz insanlar değil, biz yeni şarkılarla geldikçe onlar aman kendinizi yormayın, kendinizi de düşünün, hep bizim için çalışıyorsunuz, biraz da dinlenin diyorlar. Bazen doyumsuzca davrananlar da oluyor ama onlar da sevgiden öyle davranıyor yoksa sabırlı olmayı çoktandır biliyorlar. Sık şarkı beklemelerini düşünmeden kendi isteğim doğrultusunda çalışıyorum, yoksa her hafta bir şarkı yapacak potansiyele sahibim ama şarkılarımı değersizleştirmem, zaman aralıklarını iyi hesap ediyorum.

Melankolia Fan ile bir aile gibisiniz. Aranızda büyük bir sevgi ve muhabbet var. Sizi ve Sago’yu ablaları ağabeyleri gibi görüyor,  örnek alıyorlar. Bu sizde bir sorumluluk duygusu oluşmasına neden oluyor mu? Bu sevgiden ve ilgiden korktuğunuz oluyor mu?

Kolera: Sevgiden korkmak? Asla. Hayatımdaki tüm boşlukları sevenlerimle dolduruyorum, onlara büyük bir minnet borcum var, beni bu denli destekledikleri ve yanımda oldukları için çok mutluyum. Sonuçta kimse sizi kara kaşınız kara gözünüz için sevmiyor ben bir sene sessiz kalayım beni takip edenlerin sayısında düşüş olacağına eminim. Bu sevgi çalışmamın ve üretmemin bir ürünü, hiç kimsenin çalışmadığı kadar çok çalışıyorum diskografim bunun ispatıdır. Bu kadar sevilmek peşinde sorumluluk duygusunu ister istemez  getiriyor, yanlış bir şey söylemeyeyim yanlış bir şey giymeyeyim yanlış bir davranış yapmayayım diyerek yaşanmaz herkes kendini sergiliyor, ben de öyle, benden bir zarar gelmez beni olduğum gibi seviyorlar o yüzden bir korkum yok. Eğer sahte olsaydım aman yanlış bir şey kaçırmayayım diye çırpınarak yaşardım.

1.jpg picture by kharsas

MF’den sizi düğün, iftar ya da başka özel günlerine davet edenler oluyor mu?

Kolera: : ) Evet fazlaca davet geliyor ama hiçbirine katılamıyoruz çünkü karşılayabileceğimiz boyutta istekler değiller, birkaçına güç yettirip gitseniz bu sefer davetine katılmadığınız kişilere ayıp etmiş olursunuz, adaleti sağlamanın tek yolu olarak davetlere malesef katılamıyoruz. Zaten bu davetlere yetişmek inanın imkansız çünkü 3-5 davetle bitmiyor. Gönül herkesi mutlu etmek ister ama imkanlar dahilinde bu yüzden bizler ancak hediye şarkılarımızla ya da ufak tefek hediyelerle minnetimizi sunmaya çalışıyoruz.

Kolera’nın artık kendine özgü, oturmuş bir tarzı var. Peki bu tarz oluşmadan önce yaptığınız şarkıları tekrar elden geçirmeyi düşünüyor musunuz?

Kolera: Geçende yıllar sonra La Kayyume İlla Hu adlı şarkımı dinledim çok değişik hissettim ve aklımdan o altyapı üzerine tekrar bir şeyler yapmak geçti, fakat yeni şeyler yapmak fikri bende her zaman ağır basıyor. O yüzden eskileri pek kurcalamıyorum, hep yeni şarkıların peşindeyim. Ne de olsa onlar benim geçtiğim yolda geride bıraktığım eserlerim olarak yaşamlarına hep devam edecekler.

Türkiye’de manevi unsurlar bulunduran şarkılar yapıp da bu kadar çok sevilen siz veSago dışında  sanatçı yok. Bu sevginin karşısında manevi unsurlara çokça yer verdiğiniz için eleştirenler, tepki gösterenler de oluyor mu?

Kolera: Oluyor, malum tayfa dini kullandığımızı söylüyor, sakalımızdan gözümüzdeki sürmeye verip veriştiriyorlar. Biz de diyoruz ki onlar bize değil Peygamberimiz SAV.’e düşman! Bu sakal, bu sürme onun sünnetidir. Kendi sanatlarıyla bizi alt edemediklerinden maneviyatımızdan yakalamaya çalışıyorlar, kendileri yalanlarıyla baş başa kaldı, maymun gözünü açtı 3-5 kalbi kararmıştan gayrısı artık onlara inanmıyor. Bizim dinleyicilerimize gelince biraz afallayanlar da oldu ama hiçbir zaman maneviyatı kullandığımızı düşünmediler ve nihayetinde alıştılar, gayrısını söyleyen çaresiz tayfa hadlerini aşıp maneviyatımıza da küfrediyor. Biz bir şeyleri kullanmak isteseydik bu maneviyat olmazdı çünkü sırf bu yüzden ambargo görüyoruz, kliplerimiz ya şarkı sözlerimizin maneviyatı nedeniyle ya da sakal sünneti nedeniyle yayınlanmıyor. Ben bir şeyi kullanacaksam neden rağbet görmeyen bir şeyi  kullanayım ki? Oramı buramı açsam daha çok yayınlanırdım. Nasıl kalpleri var size söyleyeyim, Kur’an-ı Kerim’de bahsedilen o mühürlü kalplerden var onlarda! O yüzden ne gerçeği görüyorlar ne de kendilerini düzeltiyorlar. Ölüm hepimiz için ve sual var ya biz gerçekten yalancı değilsek bu kadar atıp tuttukları için Allah Teala onlardan sormayacak mı? Zaten onların maneviyatı olsaydı bu şekilde konuşmaktan geri durur ihtiyatlı olurlardı, sarhoş sarhoş partileri karışlayacaksın sonra benim maneviyatımı kurcalayacaksın, ne hakla? Onların iman tazelemesi gerek, fıkıh hükümlerine göre bunları söyleyenler yıllardır yaptıkları ve konuştukları sebebiyle çoktan kafir oldular. Bu benim değil Allah-u Teala’nın sözüdür! İnsanın kalbi kararmasa ne diye sünnet olan bir şeyi yaptığın için sana düşman kesilsin? Ben onlara yarısı açık badiler giydikleri, kısacık şortlu resimler verdikleri için düşman kesilmiyorsam onların da benim maneviyatımı sorgulamaya hakları yok. Klipte kadınlara arkadan yanaşıp kıvır yavrum şarkılarını yapan biz değiliz onlar, o halde maneviyatını sorgulaması gereken kişiler biz değiliz bizzat kendileri.

Şarkı sözlerinizde Allah dostlarının isimlerine ve sözlerine yer veriyorsunuz. Sözleriniz için ne gibi kaynaklardan besleniyorsunuz? İsmine ve sözlerine yer verdiğiniz Allah dostlarının eserlerini okuyor musunuz?

Kolera: Sözlerim için kaynaklardan değil  kendi maneviyatımdan besleniyorum ama bu maneviyat ateşini körükleyen şey yine Allah dostlarının sözleri olmuştu. Mesela Bişr-i Hafi Hazretlerini’ni anıyorum, onun herhangi bir eseri yok, sadece hayatından etkileniyorum. Onca yıl alkolik yaşa, bir anda hidayet seni yakalasın da Allah dostlarından oluver, ne mübarek bir din, ne muhteşem bir kader, büyük ibret! Şu ara okuyamasam da Mevlana Hazretleri’nin kitaplarından çok beslendim, ama onun sözlerini alıp benim şarkım diye okumadım, kendimi O’nun eteğine tutunarak yeşerttim. Mesela dedim ki:’’Celaleddin der dışına o sızar ne varsa testide’’.  Ya da Mahmut Hüdai Hazretleri’nin eserleri vardır onları okumadım ancak O nun bir davranışından etkilenip bir söz yazdım; ‘’saklanacak yer yok derdi Mahmut Hüdaim’’dedim. Şeyhi dervişere görev verir herkes bir tavuk alacak ve onu kimsenin görmediği bir yerde kesip getirecek,herkes kesik başlı tavukları getirir Aziz Mahmut Hazretleri hariç. Der ki: ’’Efendim ben de kesecektim ama Allah’ın görmediği bir yer bulamadım’’. Ben de bir şarkımda ‘’saklanacak yer yok derdi Mahmud Hüdai’m’’ dedim. Özetle kalbimi onlarla besleyip şarkılarımı kendim yazıyorum ama bazen verdiğim örneklerdeki gibi sözleri kullanarak O mübarek insanları anıyorum. Bazen bilmeyenler çıkıyor, O mübarekleri araştırıyor, bazen de bilenler oluyor onlar da hatırladıkları için tekrar manevi meşaleleri körükleniyor. Sonuç her zaman iyi, Allah Dostları nın sözleri olmasa yolumuzu bulmak daha zor olurdu. Peygamber Efendimiz SAV. ‘’Peygamberlik bitti ama evliyalar, veliler, vekiller olacak’’ diye buyurmuş, ne güzel de buyurmuş.Allah C.C. hidayet yolunda velileri vesile kılmış.

Mevlana Hz. Yolda yürürken halkın bir dananın peşinden koştuğunu görür. Sahibi onu kesecek, ama o kaçmış. Halk seferber olmuş. Dana Mevlana Hz.nin yanına kaçıyor. O da bu danayı Allah için serbest bırakın diyor. Tabi Efendi Hazretlerini gören halk el pençe, siz nasıl isterseniz efendim diyorlar  ve hayvanı bırakıyorlar. Mevlana Hz. büyük veli kimbilir o dana onun kulağına ne dedi? O da halka dönüp diyor ki bu hayvan bir velinin yanına sığındı da özgür kaldı, siz niye hala bir velinin eteğine tutunmazsınız?

3.jpg picture by kharsas
“Bir mürşid-i kamil arıyor gözlerim” diyordunuz, aradığınız mürşid’i bulabildiniz mi?

Kolera: Buldum Elhamdülillah.Mahmud Ustaosmanoğlu Kuddise Sirruhu , Efendi Hazretleri 100 yılın müctehidi. Yani Gavsül Azam Sahibüzzaman. Allah başımızdan eksik etmesin, hiç görmedim ancak resimleriyle özlem gideriyorum. Kıyaslanacak bir şey değil elbet ama sevenlerim bari yeni resim ver bizlere de özlem giderelim diyorlar, tıpkı onlar gibiyim. Kalbim Mahmut Efendi Hazretlerinde.

Maneviyata yönelmenize vesile olan şey nedir? Eğer Sagopa ise, ona vesile olan şey ne?

Kolera: : ) İnanır mısınız bilmem ama tam tersine en başta ben Sago’ya vesile oldum, o da bana başka eksiklerimi düzeltmemde vesile oldu. Tabi herkes kendini kendi yetiştiriyor, Sago da aldı yürüdü. Farsça bildiği için çok büyük bir artısı var. Birbirimizden etkileniyoruz, okuduklarımızı ya da dinlediklerimizi birbirimize anlatıyoruz, beraber de ilim yapıyoruz. Maneviyata yönelmek diye bir şey diyemeyiz buna hatırlamak diyelim çünkü ailem beni ilkokula giderken Kur’an Kursuna vermişti, hoca bana bağırıp ceza verdi diye kurstan çıkmıştım ama onlar üzerine düşeni her zaman yaptılar. Ben küçücükken annem ‘’Hadi artık gelin namaz öğrenme vaktiniz geldi’’ deyip abimle bana namaz kılmayı öğretmişti. Lisede kendimi biraz salmıştım annem yine araya girerdi ‘’Bir Yasin oku kızım iyice saldın’’ derdi. Yani annem kapalı bir bayan değildi ama analık görevini hep yaptı. Allah ailemden razı olsun bana küçük yaşta öğrettiler bir yaratanımın olduğunu, daha okula başlamamıştım sureleri yarım yamalak ağzımla okuyordum, anneannem sağolsun çok öğretirdi. Bu tabloya bakınca doğduğum andan beri maneviyat hayatımdaydı, ailem bir temel inşa etti katları kendim çıktım, çeşitli velilerin hayatını izlemek, hocaların vaazlerine kulak asmak ve Allah-u Teala yı anmak en büyük vesilelerim.

Üçaylarda neden konser vermiyorsunuz?

Kolera: Üç aylarda bazı şeyler gerekiyor bu yüzden aklımızın dolu olmaması lazım.

Üçayları nasıl değerlendiriyorsunuz, neler yapıyorsunuz.

Kolera: İbadetler söylenmez. Elimizden geldikçe yad etmeye çalışıyoruz.

Üçaylardaki yaşantınız ve hissettikleriniz yılın geri kalan kısmındakilerden farklı oluyor mu?

Kolera: Kesinlikle çok farklı oluyor hele Ramazan geldi mi şeytanlar da bağlandığı için müthiş bir huzur yaşıyorum. Yılın geri kalanında da Allah’ı unutmuyorsunuz tabi ama o 3 ay bambaşka. Maneviyatı, hissiyatı, diğer aylardan o kadar farklı ki, yılın geri kalan zamanlarında ahh Ramazan’ı çok özledim dediğim çok oluyor. Kimisi Ramazan’ın gelişini ağırlık olarak görürken ben sevinçle yolunu gözlüyorum. Recep, Şaban ve Ramazan aylarında çok büyük hikmetler ve fırsatlar var, yolunu 4 gözle beklememek  elde mi?

2.jpg picture by kharsas

Türkiye’de Ramazan ve üç ayların hakkı yeterince veriliyor mu sizce?


Kolera:
Maalesef verilmiyor. Ramazan sanki eğlenme ayıymış gibi herkes kuklaların, pamuk şekerlerin peşine düşüyor. Halbu ki  11 ay eğlencedeyiz, 1 ayı da farklı geçirsek olmaz mı?
Zaten Recep ayı Allah CC.’nün ayı, haram ay, günahlar ve sevaplar kat kat yazılıyor. Takiben Şa’ban-ı Şerif var, Peygamber Sav.’in ayıdır, hatta buyurur ki:’’Recep ayında oruç tutanlar Şa’ban’da neredeler?’’. Yani sitemi bile var, bu ayın kıymeti bilinsin istiyor. Ramazan da biz kullarının ayı, zaten ne Recep ayını ne Şa’ban ayını hakkıyla geçirebiliyoruz. Ramazan’da da pamuk şekerin peşine mi düşelim?

Bir kitap yazıyordunuz. Bu kitabın içeriği tam olarak ne olacak? Ne zaman bitirebileceksiniz kitabı?

Kolera: Evet, yazmaya Ramazan da inşallah yine ağırlık vereceğim, ne zaman bitirebileceğim bilmiyorum. Velilerin dünyası derin umman. Onların kıssalarını derliyorum, içerik sadece bu. Aslında uygun bulunursa ‘’Kolo’nun güneş sistemi’’ adlı blog sitemden  e-kitap olarak yayınlamaya başlamayı düşündüğüm oldu, her hafta 1 sayfa paylaşabilirim. Belki de öyle yapmayıp kitap olarak çıkarabilirim. Acaba hangisi daha iyi olur henüz karar veremedim. Ama e-kitap olursa print edip arşivlemelerini dilerim.

Ramazanı değerlendirme açısından sevenlerinize tavsiyeleriniz var mı?

Kolera: Gününü oruçla gecesini de ibadetlerle geçirsinler. Belki birkaç tesbih, zikir, belki birkaç rekat namaz, gücünün yettiğince ne olursa. Bazen oruç çarpar, hiçbir şey yapmazsın, o zaman da bari zararlı şeyler yapmasınlar. Efendimiz Sav. buyurmuş   “Nice oruç tutanlar vardır, yanına kalan sadece açlığıdır’’. Önemli olan nefis terbiyesi, yemekten kendini alıkoyduğun gibi, kötü söz ve davranışlardan, zamanı boşa harcamaktan da uzak durmak gerek. Oruç bir kalkan gibidir, hata yaptıkça kalkan delinir ve iftar vakti yanına kalan sadece açlığındır. Sevabını yaptıklarınla daha iftar etmeden bitirmek insanın elinde. O nedenle olmadıkları kadar mülayim ve huzurlu olmalarını dilerim. Bu ayda şu msn vs işerinden uzak durabilirlerse aslında ne kadar çok boş zamanları olduğunun farkına varabilirler.Hep kendimize zaman ayırıyoruz Allah’a karşı ayıp oluyor bari bu ayda biraz kıymet bilelim inşallah.

Bu yoğun zamanınızda bize vakit ayırdığınız için Ajans5 adına çok teşekkür ediyorum. Albüm çalışmalarınızda Allah yardımcınız olsun.

Post to Twitter Twitter'da Paylas Post to Delicious Delicious Post to Digg Digg This Post Post to Facebook Facebook Post to MySpace MySpace

Alaturka Mavzer feat. Mel & Sahtiyan – Klik Klik (Video Klip)

17 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Manşet, Video

İlk yasal albüm çalışmalarına başlayan Alaturka Mavzer grubu geçtiğimiz aylarda sitemizde yayınladığımız “Sokak İşleri” isimli underground albümlerini kliplendirdi. Atıf Ülkü yönetmenliğinde “Klik Klik” adlı parçaya çekilen klipte Alaturka Mavzer grubuna Mel ve Sahtiyan eşlik ediyor. Klipte bir çok tanınmış simayı görmek de mümkün. Ayrıca grup aynı albümden Puma’nın eşilik ettiği “Liriksel-o” parçasına da bir video klip çekmiş durumda. O klibi ve Alaturka Mavzer’den önemli gelişmeleri de yakın zaman içinde sizlere aktaracağız. Şimdi sizleri “Klik Klik” ile baş başa bırakıyoruz. İyi seyirler…
MyspaceTV: Alaturka Mavzer feat. Mel & Sahtiyan – Klik Klik

MySpace: www.myspace.com/alaturkamavzer
Online: www.atifulku.com

Post to Twitter Twitter'da Paylas Post to Delicious Delicious Post to Digg Digg This Post Post to Facebook Facebook Post to MySpace MySpace

Seremoni Efendisi Release

17 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Genel, Manşet, Organizasyon

Haziran ayında “Seremoni Efendisi” isimli ikinci yasal albümünü yayınlayan Sansar Salvo’nun bu albümüne 22 Eylül 2009 (Bayram’ın 3. günü) tarihinde, Kadıköy Kadife Bar (Imago)’da tanıtım organizasyonu düzenleniyor. Organizatörlüğü Apache Squad grubundan Firar’a ait olan konserin biletleri kapıda 15 YTL, ön satış olarak ise 12,5 YTL olarak fiyatlandırılmış. Kadıköy Acil ve Mantar Hip-Hop Shop’tan biletleri ön-satış fiyatından edinebilirsiniz. Ayrıca Kadıköy Acil’de iki t-shirt alana bir konser bileti hediye ediliyor. Dj Funky C, Sonat ve Puma’nın DJ’liğini yapacağı organizasyondaki konuk isimler ise, İstanbul Attack, Alaturka Mavzer, Mihenk Taşı, Pit10, Merdiven, Alcatraz, Pusat, Zehr-i lal ve Esin İris.

Video: Tanıtım Videosu (Facebook)

Tarih: 22.09.09
Mekan: Kadıköy İmago
Adres: Rexx Sineması Yanı
Saat: 13:00-18:00
Giriş: Ön Satış: 12.5 TL. – Kapıda: 15 TL.

Afiş Tasarım: Cem Karabulut

Post to Twitter Twitter'da Paylas Post to Delicious Delicious Post to Digg Digg This Post Post to Facebook Facebook Post to MySpace MySpace

KSL Volume 3 ( 23.09.2009 )

17 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Genel, Organizasyon

23 Eylül Çarşamba günü Açı Konferans Salonu’nda üçüncüsü düzenlenecek olan “Karabük Street Life”ta Sansar Salvo, Resepsiyon(Arıza, Habitat, Lazra, Kalemdar), Ze, Zapenag Pena ve birçok underground isim sahne alacak. Bilet fiyatlarının ön satışta 8 TL, kapıda 10 TL olarak belirlendiği organizasyonda 18 yaş sınırı bulunmamaktadır.

Tarih: 23 Eylül 2009 – Çarşamba
Mekan: Açı Konferans Salonu
Saat: 16:30
Giriş: Ön Satış: 8 TL. Kapıda 10 TL.
Bilet Satış Noktası: Etiket Spor Giyim

Post to Twitter Twitter'da Paylas Post to Delicious Delicious Post to Digg Digg This Post Post to Facebook Facebook Post to MySpace MySpace

Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor

17 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Genel, Röportaj

Türkiye’nin önde gelen graffiti sanatçısı “MET”, “Artık polisler graffiti’nin ne olduğunu biliyor. Eskiden Terörle Mücadele Şubesi’yle muhatap oluyorduk. Şimdi tutanaklara okunmayan yazı olarak değil graffiti olarak geçiyor” diyor

Türkiye’nin büyük ölçüde yeni tanıştığı bir kavram “graffiti”. 1990’lı yılların başlarında hip-hop müziğin yaygınlık kazanmasıyla, yavaş yavaş kendine Türkiye’de de yer buldu. Muhammed Emin Türkmen veya bu alanda bilinen ismiyle ‘MET’, graffitinin Türkiye’de gelişimi için çaba sarf eden ünlü graffiticilerden biri. Graffiti, şehrin duvarlarında yaygınlaşırken, “MET” ile konu hakkında konuştuk.

Graffiti ile nasıl tanıştınız?

Graffiti ile bir yaz gecesi kapımın önünde otururken, bol pantolonlu, kapüşonlu; o zaman bize esrarengiz gelen çocukların gelip çöp kutularına bir şeyler karalamasıyla tanıştım. Gidip çöp kutusunu yakından inceledim ve o günden sonra onların yaptıklarını yapmaya çalıştım.

Neden graffiticiler lakapla çalışıyorlar?

Genelde lakap kullanılmasının sebebi, illegal başlamasından kaynaklanıyor. Zaten ilk başladığınızda kimse size duvarını vermez, o kadar güzel çizemezsiniz çünkü. Böyle olunca da hiç kimse ev adresini yazar gibi gerçek adını yazmaz. Buradan gelen bir kültür, aslında günümüzde herkes illegal yapmıyor ama yine de lakap takılır.

met roportaj5 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor

Türkiye’de graffiti yaparken yakalanıldığında ne gibi cezai yaptırımlarla karşılaşılıyor peki?

Önceden direkt olarak “Terörle Mücadele” ile muhatap oluyordun çünkü Türkiye’de siyasi açıdan 70’li yıllardan gelen bir geçmişi var. Sprey boyalara sadece bir başkasının duvarına yazı yazmak için para verdiğimize inandıramıyorduk.

Artık polisler graffiti’nin ne olduğunu biliyorlar ve polis tutanaklarına eskisi gibi “okunamayan yazılar” olarak değil, graffiti olarak geçiyor.

Graffiti’nin bir tür sisteme isyan olduğu kabul ediliyor, siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Anarşi olarak görülüyor ya da sizin dediğiniz gibi bir sisteme karşı çıkış olarak görülüyor. Ama Türkiye’de politik bir yanı yok graffiti’nin, daha ziyade ünlü olma isteği ile yürüyor.

Türkler öncü oldu

Peki sizce Türklerin graffiti’yle ilişkisi nasıl gelişti?

Bu iş New York’ta ortaya çıkmasına rağmen Almanya’da gelişti. Şöyle de bir şey var ki, Almanya’ya graffiti’yi götüren bir Türk. “Amok-One” ismiyle bilinen sanatçı. “Cowboy 69” da mesela; yaşayan pek çok “old school” diyeceğimiz graffiticiler Türklerdir. Bu biraz da Almanya’da Türklerin ilk zamanlarda alt tabakayı oluşturmasından kaynaklanıyor.

Forumda Yorum Yapmak için Tıklayınız…

met roportaj13 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor

met roportaj2 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor
met roportaj3 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor
met roportaj4 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor
met roportaj6 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor
met roportaj7 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor
met roportaj8 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor
met roportaj10 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor
met roportaj11 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor
met roportaj12 buyuk Türk Polisi Artık Graffitiyi Tanıyor

Post to Twitter Twitter'da Paylas Post to Delicious Delicious Post to Digg Digg This Post Post to Facebook Facebook Post to MySpace MySpace

Yepyeni Bir Sound

17 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Genel, Röportaj

Ondaon, İstanbul Attack gibi projelerin ardından solo olarak kariyerini devam ettirme kararı alan ve “Var Mısın Yok Musun” programından 30.000 TL ödül kazanarak bu ödülü bandrollü albümünün hazırlanmasına harcayan Ramiz ile albümün ardından bir röportaj gerçekleştirdik. Albümün perde ardını, hazırlanma aşamasını, Var Mısın Yok Musun yarışmasının detaylarını, 50 Cent ile arasındaki muhabbeti, albüm sonrası hedeflerini, kariyerini ve düşüncelerin konuştuğumuz bu röportajı Hihoplife üyelerine sunuyor, keyifli okumalar diliyoruz.

Albüme “Var mısın Yok musun” programında senin için yarışan 50 Cent’in kazandığı ödülle başladın. O andan itibaren albümün yapım aşamasında neler yaşandığını anlatır mısın?

Albüme bu olaydan çok daha önce başladım. Ben size işin özünü iyice bir anlatayım. 2007 Nisan ayında askere giderken albümümü kafamda şekillendiriyordum. Askerde bandoyla bile çalıştım. Sürekli söz yazdım, beat yaptım. Eylül 2007’de askerden döndüğümde Cem Özkan bana stüdyosunu açtı. Yaklaşık 2 ay stüdyoda çalıştık. Fakat bir türlü kafamızdaki sound’u çıkartamıyorduk. Daha sonra ben albüm için evdeki home stüdyomda çalışmamın daha doğru olacağını düşündüm. Sürekli parça yapıp Cem Özkan’la paylaşıyordum. Bu dönemde Bora Uzer’le de çalışma fırsatım oldu. Sürekli bir yerlerden teklifler geliyordu fakat kafamdaki sound oturmadığı için sürekli bir şeyleri erteliyordum. 2008 Şubat ayında Gece Yolcuları’yla bir düet yaptım. Şarkıya rapin yakışacağına emin olduğum ve Gece Yolcuları’nın tarzını beğendiğim için o düeti yaptığımı belirtmek isterim. Çünkü yıllardır pek çok isimden düet teklifi geliyor ama sadece isim yapmak için düet yapmak doğru değil bana göre. Bu parçadan sonra insanlar beni daha yakından tanıdı. Herkes sıcağı sıcağına albümü çıkartmam gerektiğini ve bu rüzgârı kullanmam gerektiğini söylüyordu. Fakat benim için işin özü Rap’tir. İçime sineni yapmadıkça bu albümü çıkartmayı düşünmek istemiyordum. 2008 Kasım ayında aradığım tarzı oturttuğumu düşündüm ve bunu Cem Özkan’la paylaştım. O da çok beğendi. Ana kayıtlar için stüdyo tarihini belirledikten birkaç hafta sonra Acun Medya’dan telefon geldi ve 50 Cent’i benim albümüme destek için yarışma programına getirteceklerini söylediler. Herkes Acun Ilıcalı’nın rapi ne kadar çok sevdiğini bilir. Fakat benim tanışma fırsatım olduğu için rapi ne kadar köklü bildiğini de görmüş oldum. Acun Ilıcalı Curtis Blow’dan bugüne kadar rapi biliyor. Rapi bu kadar iyi bilen birinin rapimi beğenmesi ve destek olması benim için çok önemliydi. Söylediğim gibi bazı sığ insanların düşündüğü gibi bir eleme veya seçim yapılmadı. 50 Cent’e şarkılarım gitti, onları dinledi, çok sevdiğini söyledi ve gelip seve seve yarışacağını söyledi. Orda paradan daha önemli olan şey, tüm Türkiye’ye ve dünyaya kendimi ve Türkçerapi sunma platformu yakalamış olmamdı. Dünyanın çeşitli yerlerinden ve Türkiye’den gelen tepkiler de inanılmaz olumluydu. Yapılan medya araştırmalarında, medyanın o geceden sonra rape olan ilgisinin arttığı yönündeydi. O gece paraya odaklanmamıştım ve paradan çok daha önemli şeyler kazanıldı. Daha sonra hemen albümü çıkartmamla ilgili baskılar arttı. Yine rüzgârı kaçırmamamla ilgili şeyler söyleniyordu. Elimde 102 tane demo track vardı fakat benim için en önemli olay rapti ve 50 Cent olayından 2 hafta sonra albümü çıkartabilecekken, ben yine daha iyisi olsun diye stüdyoya kapandım. Rüzgâr ya da medyanın ilgisinden daha önemli olan şey yaptığım iştir ve hiçbir söylem beni gaza getiremez, getiremedi de. Çünkü albümü yaparsınız ve eğer içinize sinmezse onu bir yük gibi sırtınızda taşırsınız. Ama içinize sinerse o albüm yük değil kanat olur ve sizi uçurur. 6 ay Cem Özkan, Murat Tükenmez, Almanya’dan dostum Sazz1’la birlikte çalıştık ve kafa yorduk. Herkes uzaktan çok basitmiş gibi görse de maddi, manevi çok zorluk çektik. Ama nitekim amacımıza ulaştık.

Albümün ardından, albümü kendisine iletmek için 50 Cent ile irtibata geçme fırsatın oldu mu?

Evet oldu. Geçtiğimiz günlerde konser vermek için Türkiye’ye geldiğinde görüşme fırsatım oldu. Albümü 50 Cent, Tony Yayo ve Lloyd Bank$’e verdim. Çok beğendiler ve böyle bir albümün çıkması için destek vermekten dolayı onurlandıklarını söylediler.

ramiz hhlrop1 buyuk Yepyeni Bir Sound

Prodüktörlük koltuğunda senle beraber Cem Özkan da vardı. Cem Özkan’la birlikteliğinizden ve prodüksiyon aşamasından bahseder misin?

Cem Özkan benim için her zaman çok değerli bir müzisyen, iyi bir rap analizcisi, süper bir prodüktör ve iyi bir yoldaştır. Ne yapmak istediğimi çok iyi analiz edip benim yolumu hep kolaylaştırmıştır ve güzel fikirlerle ufkumu genişletmiştir. Yapım aşamasında sürekli beat ve kayıt yapıp Cem Özkan’ın kafasını şişirdim. 102 track yaptıktan sonra tamam dedik. Stüdyoda sürekli beraberdik. Murat Tükenmez de bizi hiç yalnız bırakmadı. Kayıtları değerli dostum Beto aldı. Mikslere sıra geldiğinde Metehan Yıldırım’ın çok büyük desteği oldu. Veli Erişim Meral 1 parçanın miksini yaptı, ben de 2 parçanın miksini yaptım. Albümü Taksim Soundcheck’te kaydettik. Mastering’i Çağlar Türkmen yaptı.

Albümün satışları ne durumda, beklentilerini karşılıyor mu?

Albüm satışlarını henüz kontrol etmedim. Çünkü benim için satıştan daha önemli şeyler var. Ancak rap yapmaya devam edebilmek için satışın da iyi olması şart. Fakat artık eski satışlar yok diyebilmek cesaret istiyor ama dürüst olmak da lazım. Bugün Türkiye’de çıkmış her albümün satışını görebilme şansımız var ve satış durumları gerçekten eskiye göre çok düşük.

Albümde yurt içi ve yurt dışından oldukça fazla sayıda müzisyen var. Tüm bu isimlerle olan birlikteliğinden bahseder misin?

Evet bu doğru. Uzun yıllardır rap yapıyorum. Rap yaptıkça ve yaşadıkça gelişiyorum, yeni insanlar tanıyorum. Rapim geliştikçe de bana inanan ve güvenen müzisyen sayısı artıyor. Benim için bunu sağlamak gerçekten zor. Çünkü insanların dışardan baktığı gibi değil hiçbir şey. Yani cebimde tomarla para ve param sayesinde istediğim kişiyle çalışıyorum gibi bir durum yok ortada. Evet, istediğim kişilerle çalışıyorum çünkü iyi rap yapmak için sürekli kafa patlatıyorum ve savaşıyorum. İşimi ve beni seven insanlar da savaşıma ortak oluyor.

Bu isimlerin yanı sıra albümde görmek istediğin başka isimler de var mıydı?

Uzun vadede tabi ki savaşıma başka ortaklar dahil olsun isterim ama bu albüm için doyum noktası budur diyebilirim. Üretmeye devam ediyorum ve ilerde başka isimlerle de çalışmayı umuyorum tabi ki.

18 şarkılık albümü ele aldığımızda sound hakkında neler söylersin?

Yepyeni bir sound. Algılanması zor. Çünkü daha önce yapılmamış şeyler yaptım. Bu anlamda da cesur olduğumu düşünüyorum.

Albüm genelinde fazlaca ritmik unsurlara yer verdiğini görebiliyoruz. Bunun sebebi albümü yaz aylarında piyasaya çıkarman mı?

O anki ruh halimin bunda etkisi büyük. Ben değişken bir insanım. Yeni albümler geldikçe bunu daha da iyi anlayabileceksiniz. Ama asla sınır koymam kendime. Tamamen kafama göre takıldım. Ritmik ve coşturan parçalar ağırlıkta fakat bunun nedeni asla daha da ünlü olma veya daha çok tanınmak değil. Öyle bir derdim olsa 15 senedir rap yapmazdım pop yapardım. Ritmik ve aksak rapleri seviyorum. Bana keyif veriyor. Dünya da rap değişimini ve gelişimini sürdürüyor, Türkiye’de de rap değişiyor ve gelişiyor. Bugün baktığımızda rapin kendi içinde pek çok tarzı var. Türkiye’de sadece bir şekline takılı kalmak imkansız. Ben de farklı ve yeni bir şey yaptım. Aslında zor olanı yaptım çünkü var olanı yapsaydım hem daha kolay olurdu benim için, hem de algılanırlık açısından da bir zorluk yaşamazdım. Ama klişe olacaksam neden uğraşayım ki?

ramiz hhlrop2 buyuk Yepyeni Bir Sound

Sözler diğer albümlerine nazaran daha hareketli ve coşkulu. Bunun sebebi nedir?

Albümde komplekslerimi bir yana bıraktım. Rap sadece asarım keserimden ibaret değil. Küçükken ben de asarım keserim gibi şeyler söyledim. Ama bunarla takılı kalmak çocukluk bana göre ve samimiyetsiz. Eğer rapte o kadar çok katil olsaydı şuan hapishaneler rapçi kaynıyordu. Ben bütün bunlardan soyutlanıp samimi ve kompleksiz bir şeyler yapmaya çalıştım. Mesela kadından bahsetmek yıllarca tabu oldu Türkçe rap’te. Bu çok saçma bence. Ben bir erkeğim, hayatımda kadınlar oluyor ve samimiyet önemliyse; kadından bahsetmek, aşktan bahsetmek; eğleniyorsak eğlenceden bahsetmek, bazen coşturmak; fırlamalık varsa kanımızda fırlama sözler yazmak yanlış değil bence. Aksine hayatında her türlü boku yiyip hala dört dörtlük gibi davranmak ve süperman gibi dünyayı düzelten sözler yazmak bana yanlış geliyor. Yıllardır rap yapıyorum ve kalbimdeki underground büyüsünü hiç yitirmedim. Rap yapan benden genç tipler tanıdım, her gün başka kız değiştirip felsefi, tasavvufi sözler yazan. Bu arada bu sözümü sakın kişiselleştirmeyin. Ben asla mükemmel bir insan olduğumu ve dünyayı düzelteceğimi iddia etmedim. Dolayısıyla albümde bir genç yani ben nasıl yaşıyorsam, öyle davrandım. Duygusalken duygusal söz yazdım, mutluyken coşturucu sözler yazdım, öfkeliyken agresif şeylerden bahsettim. Samimiyet de bana göre budur.

Eski albümlerine kıyasla stilinin tamamen değiştiğini görebiliyoruz. Sence bu değişimin artı ve eksi yönleri nelerdir?

Bu albümde flex yapmadım. Daha farklı şeyler denedim. Double rhyme yaptım, full rhyme yaptım. Türkçe rap’in bana göre kabusu olan Prozodilere dikkat ettim. Verse’lerimde dümdüz giden tekdüze vokkaller yerine daha diyalekt ve tansiyonlu okumalar yaptım. 16’lık Verse+Nakarat+16’lık Verse+Nakarat gibi klişelerin dışına çıktım. Değişik fonetik tansiyonlar denedim. Bu arada artık flex yapmayacak mısın diye soruyor insanlar. Flex yapmam diye bir şey yok. Artık beatlere ne yakışıyorsa ona göre yazmaya çalışıyorum. Ve flex gerektiren bir beat olursa da ona göre yazarım.

Kapak tasarımının sana ait olduğunu biliyoruz. Kapağı nasıl tasarladığın ve en son neden bunda karar kıldığın hakkında bilgi verir misin?

Evet bana ait. Fotoğrafları değerli dostum Halil Akpınar çekti. Genelde karmaşık ve birbirine girmiş işlerden çok sıkıldım. Daha sade ve yalın bir kapak yapmayı hedefliyordum. Nitekim öyle de oldu. Türkiye’de insanlar zaten rape yeni yeni adapte oluyor ve karmaşık bir kapakla insanları soğutmak yerine böyle bir yol tercih ettim. Özellikle Lloyd Bank$ albümü gördüğünde tasarımı çok beğendi.

Albümün ilk klibini “Gir Havaya” isimli parçaya çektin. Hatta parçada “Var Mısın Yok Musun” yarışmasından tanıdık yüzlere rastlamak da mümkün. Klibin bu parçaya çekilmesinin nedenini ve yapım aşamasını anlatır mısın?

Tamamen insanları coşturarak merhaba demek istedim. Bu yüzden “Gir Havaya” oldu. Klibi Neslihan Yeşilyurt çekti. İlk klibimin albüm kapağına benzemesini ve karanlık tonların hakim olmasını ben istedim. Var mısın Yok musun yarışmacılarının olması büyük bir tesadüftü. Çekim esnasında onları gördüğümde çok şaşırdım. Takip etmişler ve o gün oraya gelmişler.

2. klip hangi parçaya düşünüyorsun?

2. Klip “Bitmez Bu Rap” e olacak. Yakın tarihte ekranlara sunmak için şuan çalışıyoruz.

ramiz hhlrop4 buyuk Yepyeni Bir Sound

“Var mısın Yok musun” yarışmasına katıldıktan sonra hayatında ne gibi değişiklikler oldu?

Hayat kaldığı yerden devam ediyor. Tabi ki daha çok insan tanıdı ama bu bende veya hayatımda bir değişikliğe yol açmadı.

Dinleyiciler İstanbul Attack grubundan bir kaç kişiyi daha görmeyi bekliyordu albümünde. Senin bu konudaki görüşlerin neler?

Bundaki iyi niyeti anlayabiliyorum. Ancak bunun kararını benim vermem daha doğru olur. Ben albümde görmek istediğim isimleri gördüm. İstanbul Attack’a her zaman başarı diliyorum.

Şarkıların çoğunda aralara İngilizce sözler serpiştirdiğini görüyoruz. Bunlar doğaçlama mı gelişti?

Aslında şöyle oldu. Dünyada Amerika rapinden sonra en tanınmış rap Fransızların rapi. Bunun nedenini araştırdığımda şöyle bir şeye ulaştım. Fransızlar dilleri konusunda dünyanın en katı toplumudur. Ancak raplerinde İngilizce nakaratlara ve sözlere rastladım. Ve gördüm ki insanlar bu yüzden Fransız rapine ilgi gösteriyor. Ben de bu yüzden İngilizce sözlere yer verdim. Türkçe rap’i dinleyen yabancılar çok seviyor fakat neden bahsettiğimizi de merak ediyorlar.

Bu sebeple tepki alabileceğini düşündün mü?

Ben tepki alabileceğim şeyleri düşünerek rap yaparsam samimi olabilir miyim? Herkesin her şeye tepkisi vardır zaten. Hele ülkemizde herkesin her şey hakkında bir fikri vardır. Bir konu hakkında bir fikri olmayan birini bulmayı çok isterdim. Dolayısıyla o şuna tepki gösterecek, bu şuna tepki gösterecek diye hareket edersem boş cd dağıtmam gerekir.

Albümde yer alan skit’lerde ünlü dublaj sanatçılarının seslerine tanık oluyoruz. Böyle bir fikir nasıl oluştu?

Türkiye’nin önde gelen dublaj sanatçılarından çok değerli bir dostum Kadir Özübek’in bunda etkisi büyük. Ona bu konudan bahsettim. Ve bana destek olacağını belirtti ve fikirleri geliştirdi. Stüdyo aşamasında Tarkan Koç, Mesud Uz gibi çok değerli dublaj sanatçılarını stüdyoya getirdi ve senaryolar yazıldı, kayıtlar alındı.

“Bitmez Bu Rap” albümüne 30.000 TL harcadığını düşünürsek, albümün ne derece yeterli olduğunu ya da amacına ne kadar hizmet ettiğini söyler misin?

Böyle düşünen insan var mıdır bilemem ama albümün 30.000 TL ye mal olduğunu düşünmek bana göre çok düz bir mantık. Zaten albümün yeterliliğini de o para değil rapi yapan Mc, beat maker ve prodüktör belirler. Ben hayatta hiçbir başarıyı parayla sınırlamıyorum. O yarışmaya da para için çıkmadığımı defalarca söyledim. Para için çıktığımı düşünmek onu düşünen kişiyle alakalıdır. Unutmayalım ki “Kör kendinden pay biçer”. Ben oraya rapimi insanlara duyurmak, 50 Cent’le aynı platformda bulunmak için çıktım. Tabi çekemeyip de bunu art niyetlerine malzeme yapanlar için hiçbir şey söyleyemeyeceğim. Onların Allah yardımcısı olsun. Zira bir şeyler yapmak hiç de uzaktan görüldüğü gibi kolay değil. Zengin bir ailenin çocuğu değilim, yıllardır tırnaklarımla kazıya kazıya bir noktaya gelmeye çalışıyorum. Değil tırnaklarım ellerim kopana kadar da pes etmek yok.

Yakın zamanda hayata geçirmeyi tasarladığın yeni projelerin var mı?

Tabi ki. Başarılı Underground Mc’lere destek vermek istiyorum. Bir yandan parça yapmaya devam ediyorum. Albümden sonra 12 track bitirdim. Ben rape aşığım ve sürekli raple yaşıyorum.

Eklemek istediğin bir şey var mı?

Bir şeyler yapmak çok zor. Hele bu ülkede çok daha zor. Çünkü herkesin bir fikri var. Biraz yükseldiğinizde pek çok kişi sizi aşağı çekmeye çalışıyor. Ama birilerini aşağı çekmek için çabalayanlar vaktini başkalarıyla uğraşarak geçirdikleri için hiçbir zaman başarılı olamıyorlar. Bu yolun bütün zorluklarını iyi bilen biri olarak bu yolda çaba gösteren bütün Mc’lere yollarında sabır ve başarı diliyorum. Röportajı yapan size ve okuyan herkese saygılarımı sunuyorum.

Forumda Yorum Yapmak için Tıklayınız…
ramiz hhlrop5 buyuk Yepyeni Bir Sound

Post to Twitter Twitter'da Paylas Post to Delicious Delicious Post to Digg Digg This Post Post to Facebook Facebook Post to MySpace MySpace

VeYasin TRT FM’deydi

17 Eylül 2009 Yazan admin  
Kategori Genel, Underground

Geçtiğimiz haftalarda TRT Ankara Radyosu’nun konuğu olan Rap piyasasının önemli isimlerinden Veyasin, katıldığı programda hakkında merak edilen birçok soruya yanıt verdi. İki saatten fazla süren programın reklamsız ve kısaltılmış haline ulaşmak için aşağıdaki linklere tıklamanız yeterli.

Radyo Kaydı: Veyasin @ TRT FM

Radyo Kaydı (Alternatif) : Veyasin @ TRT FM

Online: www.veyasin.com

Myspace: www.myspace.com/veyasin

Post to Twitter Twitter'da Paylas Post to Delicious Delicious Post to Digg Digg This Post Post to Facebook Facebook Post to MySpace MySpace